29 08 2012

Uyuşma Noktası; Hiçbir Yer

 

 

I – Hiç diye başlıyordu her şey! 
 
Biraz şarap, 
biraz Deep Purple. 
 
Yağmurlar söyledin bana. 
Ağzım; sesinde unutttuğum bulut. 
 
Hiç tanımadığım insanlara benziyorum bugün, 
hiç öpmediğim dudakların tadı ağzımda. 
Daha önce hiç geçmediğim bir yolu ararken, 
hiçbir zaman hatırlamayacağın zamanlardan bahsetmek istiyorum sana, 
ben çoktan unuttum. 
 
Beni sana doğru soyuyorlardı, 
sen beni giyinirken. 
İkimizin de olmadığı bir rüyayı görüyordu birileri, 
birileri kanayan yanlarımı seninle dikiyordu. 
Birilerinin sesinden sen akıyordu, 
nefesi ben kokuyordu birilerinin. 
 
Rengi alaca bir yalnızlık alıyordu gözlerimi, 
göğün üzerinde sensizlik emziriyordum, 
yerin yedi kat altına yokluğumu gömüyordun sen. 
 
II - Adına sonbahar dediğim! 
 
Seni seviyorum deyip kaçmak isteyen bir çocuktum oysa, 
kendi duvarlarıma takılıp içine düşmeseydim. 
 
Bir sigara, 
unutulmuş bir yara, 
saksıda ölü begonyalar, 
sesi olmayan bir şarkı, 
içinde kimsenin olmadığı bir kalabalıkla yürüyordum dünyayı. 
Ki yıllardır yürüyorum, henüz eve varamadım. 
O ev ki bir ölünün ölüm tekrarına gülebilecek kadar yok, 
perdeleri örtmeden soyunacağım kadar düş. 
Ben o evi sen sanıyordum. 
 
Duyulmayan bir sestin içimde, çoğaldıkça, 
ve yokluğuma yaklaştıkça... 
Senle dolu bir boşluk. 
 
Hiçbir şekilde susan bir kadındım gecende, 
yaşanmamış bir hayatın ortasında; 
cümlelerimde kelime yetmezliği... 
Ve hiçbir gün doğmamış bir kadın, 
sessizliğmin çığlığında; 
gözlerinde eski bir medeniyetten kalma ağrı izleri... 
 
III - Kendimi büyüt sana! 
 
Yaşadığımı unutmamak için ip bağladığım parmaklarıma, 
şiirler dolanıyor ölümden. 
 
Sen intihar eden en güzel şeydin, 
kirpiklerimden sarkan aşağı ve dudaklarımdan içen ölümü... 
Beni öldürmeden ölürsen ölürüm, 
benden önce ölürsen seni öldürürüm! 
 
Günahımı al, günahım ol. 
 
Çünkü ben en çok seni, 
Tanrı'nın adından önce adsızlığını, 
peygamberlerin yokluğundan sonra varlığını, 
benden geçip senliğimi... 
 
Çünkü ben seni, 
hiçbir şekilde! 
 
Susuyorum. 
 
 
Altanlam: Yaşadığımı hatırlamak için ip bağladığım parmağımı kesip, İstanbul'un boğazına bir düğüm atıp gidiyorum. 
Ki Tanrı'dan öğrendim ben terketmeyi, ondan kusursuzdur ölmelerim. 
 
 
Dilek Akın 

450
0
0
Yorum Yaz