Yaz Dedi Tanrı!

20/3/2009 - Gözlerinden Kayan Binbir Yıldız Masalları






Gözlerinde uyuttuğu yıldızlar adına,
‘ Biz O’nunla karadelik gibiydik ‘ diyen Işıl’a...




İntiharın eşiğinden döndüm az önce
saat gece yarısını vurduğundan
eşiğe takılı kalan ponponlu terliklerim
bir masal saçmalığına kurban gitti
kırılmıştım
tüm kırılmışlıklarımı üst üste dizmiş
dipsiz bir uçurum kıyısından kendimi bırakmaya hazırlanıyorken
dur bile demeyen Pollyanna'dan dost olmazdı anladım
içinde besle büyüt yıllarca
kendi infazına göz yumsun
Bugün Pollyanna'ya rest çektim bayım
büyükannemin kılığına bürünse de
açmayacağım hiçbir masal kapımı

Masalların acıtan taraflarını törpülemeye kalktım az önce
gerçeklerin keskinliği size zarardı bayım
en az Pollyanna kadar kırgındım size
eski kırık kalbini getirene yenisini veren bir kampanya da yoktu üstelik
umudumun yırtık zarını güzel yalanlarla yamaladım
dikiş yerleri siz kanadı bayım
bir film şeridi gibi gözümün önünden geçerken aldanışlarım
acilen hayatıma cüzi dozda şiir almalıydım

Şiiri fazla kaçırdığım bir akşamda
kendimden geçiyordum
size uğradım
çok kalmayacaktım
mevsimsizliğime dokunurken
güzden geçtiğinizi söylediniz
her akşam aynı satır başında buluştuk sonralarda
kağıttan uçaklar yapıp
cam kenarında afili bir yere iliştirip aşkımı
gönderdim yüreğinize
paragraflar boyunca seviştik sonra
bütün imla suçlarını işliyorduk
failiydik kusursuz imhaların
de’ler ve ki’ler ayaklandılar
virgüller aşktandı, dokunmadık
önümüze gelen noktaya kaç sille
sayamadık

Aşırı dozda şiirler almıştık yine
parantez aralarını boşaltmaktan aranan iki zanlıydık
- ' mevsimsiz, zamansız aşka yardım ve yataklıktan ... ' -
ojelerini bozduğumuz tırnak işaretleri arasında yer alıyordu isimlerimiz
iğne deliğinden cennetler geçirirken biz
kimin umrundaydı

Şiirlerin masallara bulaştığı bir anda
miş'li zamanların laneti düştü üzerimize
elimiz kolumuz bağlandı dilek kiplerinde
mutlu sona doğru
bir cümleden diğerine geçerken nefes nefese, kan ter içinde
azami hız sınırını aşmaktan yargılanacaktık bir de

Yıldızların kuyruklarının kesildiği hecede soluklanırken
kimliği bilinmeyen mevsimlerce ateşe verilmişti masallar
aşkın kan kaybeden apoletleri düşüp kırılırken
' Güz sadece bir mevsim değil 'diyordunuz bayım
gözlerimden dökülen yıldızlar avuçlarınızdan kayarken
tutmadığınız her dilek kendi mezarını kazıyordu

Koynumda beslediğim ihtimal mevsimsizliğe büyüyorken
kollarımı açabildiğim kadar sevmiştim sizi bayım
boyumca yalnızlığım var şimdi
DNA'sı ihanetin Güz’e dönümü

Ben sizden geçiyordum bayım
bir şiire uğradım
düştüğümde beni gördünüz sandığım
kör kuyuydunuz
Güz bir mevsim değildi anladım;
gözlerime inen perdede sahnelenen aldatılışım,
kırılmışlıklarımdan görünmeyen mutsuz sonsuz masallarım...

Dip bucak temizlik yapmaya karar verdim masallarda
ne Pamuk Prenses'in çürüyen elması kaldı
ne Hansel ile Gratel’in ekmek parçalarını yiyen kuşların pisliği ormanda
ne Pinokyo’nun tahta tozları arasında yalanları
ne de külleri Pollyanna'nın
intiharın eşiğinden dönerken bayım
içimde kalan siz kalıntıları
bir şiirde can verecekti

Şiirden de geçtim bayım
kendime geldim
masallar duruyordu
siz yoktunuz


Altşiir : Güz keşke bir mevsim olsaydı.
Hazan’dan Zemheri’ye geçerdi.
Hiç değilse...



Dilek Akın

090309 / İstanbul

Anafilya / Sayı 94

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum (3) :: Etiketler : Dilek Akın,Işıl,karadelik,pollyanna hansel ve gratel pinokyo

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:


3 gölge düşürülmüştür.

2009-09-12 21:12:05 - dilek akın şiir(ler)i-2

Yazan: civan akasyalı
Dilek Akın, öyle anlaşılıyor, tam bir şiir sevdalısı. Delicesine seviyor şiiri ve şiir yazmayı. Bu baştan sona mekanikleştirilmiş, haksızlıklarla ve kötülüklerle dolu dünyada, şiirsever olabilmek ve hayata şiir penceresinden bakabilmek, gerçekten çok övgüye değer bir tutum. Bunun için bir kere kutluyorum Dilek'i. Bunun ötesinde de, dizelerine sindirdiği samimiyetten dolayı da bin kere kutlarım.

"Şiirde samimiyet de neymiş? Şiir, tümüyle sanatsal bir etkinliktir, samimiyete gereksinmesi olmaz onun" demeyin sakın. Olmaz olur mu hiç? Samimiyetten yoksun şiirdeki yapaylığı ve yapmacıklığı, şiiri ömrünün anlamına dönüştürmüş herkes, kolayca saptayabilir. Saptadıktan sonra da, bir daha okumaya yanaşmaz o kişinin yazdıklarını...Ben, Dilek'in şiirlerinde ise, ne güzel ki, dolu dolu (deli-dolu da diyebilirim)bir samiyet atmosferi buldum. O kadar ki, bunu hemen her şiirde gözlemlemek mümkün. Yana-yakıla, çığlık-çığlığa bir samimiyet hem de. Bu bakımdan, Dilek için, "şiiri sürdürmeye kesinlikle kararlı bir insan" yargısında bulunabilirim.

Ancak, Dilek Akın şiirlerinde rastladığım kimi eksiklikler de var. Bunları belirtmeden olmaz.

1) Şiirin işçiliğini pek önemsemiyor. Oysa, şiir, öncelikle "neyi anlattığı"yla değil, "nasıl anlattığı"yla değer kazanır. Bu ise, "biçimsel yapı"nın sağlamlığını gereksinir. Biçimce zayıf şiirler, isterlerse dünyanın en kutsal, en önemli sorunsallarını yazsınlar, şiir olmaya hak kazanamazlar. İçerik (öz) önemsizdir, demiyorum; aksine, o da en az biçim çapında önemlidir. Ama, doğru içerik, ancak doğru biçimle bulur gerçekliğini. Şöyle örnekleyeyim: Kışın kavurucu soğukluğunda, orasından-burasından sarkan, palaspandıras bir palto, bizi ne kadar ısıtırsa ısıtsın, içimize bir türlü sinmez. Bizim içimize sinse, başkalarının sinmez, yadırganırız. Öyle değil mi?

2) Dilek, "kötümserliği meşrulaştıran", onu dünyanın tek gerçekliğiymiş gibi yorumlayan bir şiirden yana, görebildiğimce. Evet, kötümserlik de insana ilişkin bir duygudurumdur; ama mutlak anlamda geçerli, varlığını dünya döndükçe sürdüren bir insan algısı değildir. İnsanı kısa veya uzun bir süre etkiledikten sonra, çekip gider, gitmezse biz göndermeliyiz onu. Yoksa, yaşamaktan yana saf tutamayız. Koşullar ne olursa olsun, şairin karamsar olmaya hakı vardır ama; karamsarlıktan çok daha derin bir umutsuzlukla yoğrulan kötümserliği, kişiliğinin bir parçası haline getirmeye hakkı yoktur.

Bu dediklerimi, Dilek Akın eleştirebilir, karşı çıkabilir bunlara. Bunları iki şiirsever olarak, dostça ve demokratça tartışırız da. Ama ben, onun, işaret ettiğim bu noktalara dikkat etmesi durumunda, daha çarpıcı, daha etkileyici şiirler yazacağına inanıyorum.

Dilek Akın'a, şiirsellikle yüklü bir yaşam dilerim.

-Civan Akasyalı
Bağlantı

2009-09-12 20:46:09 - dilek akın şiir(ler)i-1

Yazan: civan akasyalı
Merhaba Dilek Akın,

Şiirsever tutumunuzu çok sevdim. Kutlarım sizi.

Bağlantı

2009-07-11 21:15:01 - yüreğinize saglık..

Yazan: huzunlerinprensi
Koynumda beslediğim ihtimal mevsimsizliğe büyüyorken
kollarımı açabildiğim kadar sevmiştim sizi bayım
boyumca yalnızlığım var şimdi

harikasınız..

uzun zamandır takip ediyordum yazılarınızı hatta bloguma link olarak vermiştim adresinizi.
yorum yazmak simdiye kısmetmiş..
saygılarımla..
Bağlantı

<- Son Perde :: Sonraki Perde ->

Ölüme Bir Adım; Dilek

<>

Son Emir;

Etiket Bulutu

<>

İadesi taahhütsüz şiirler yazıyordum sana; her dize harf yüklü kamikaze, hiçliğine değince... Ki ölümden geliyordu ölüme giden!