13 03 2009

Bu Şiir Yazılmadı; Ölgün Düşlem Esrikliği

 

Fotoğraf: Umay Umay   

 

 

Ne kadar yamalarsan yamala,
gölgenden kanamaya başlamışsın bir kere …



Bir şiir yazılmalıydı,
onlarca yanlışın toplanıp bir doğruyu götürmeye yeltenemediği.
Dilek Akın iyi bir Tanrı'ydı denildiği,
bir şiir yazılmalıydı,
her şiirin bir şairi vardır ne de olsa 
ve her şair bir Tanrı 
şiirini yaratan... 

Üzgünüm Tanrı'm 
ki üzgünsün sen de bilirim,
bu şiir yazılamadı. 

Müstakil, küçük bir şiirdi
panjurları mavi,
iki göz dize yeten düşlere...
Televizyonun üzerinde dantel olan bir şiir,
umudun sönmeden yanan bir mumda ışıdığı,
bacasından mucizevi mutluluk tüten cinsten,
kanı çekilmemiş hani 
uza(n)mamış boylu boyunca bir ceset gibi... 

Kalpler kadar temiz sayfaların ayrıldığı bir şiirdi esasında,
defolu ruhların cerahatlerini akıtmadığı masumiyete 
hani masumiyetin bacak arasıyla bir ilişkisinin bulunmadığı.
Zamanın kola takılmadığı 
ve insanlığın saate baka baka ömür karartmadığı.
Açlıktan çıkan kemikleriyle sayıları öğrenen çocuğun 
tiner parası için köprü altında bıçaklanmadığı,
' içmezsem, soğuktan ölürüm be abla ' demediği bir şarapçının,
ölümün kaygı değil yazgı olduğu bir şiir... 

Beyoğlu'nda herhangi bir Zeynep'in ırzına geçilmediği,
herhangi bir Ali'nin abisi ölünce 
yengesini becermek zorunda kalmadığı 
ve herhangi bir Ayşe'nin iki koyuna satılmadığı…
Küçük bir çocuğun Tanrı görmesin diye,
Tanrı kızmasın 
ve Tanrı cezalandırmasın diye 
perdenin arkasına saklanıp en masum günahını işlemediği.
Tanrı'dan korkulmadığı,
Tanrı'nın sevildiği bir şiir... 

Kimsenin ölümüne birilerinin kadeh tokuşturmadığı,
yağmur sularına kanın karışmadığı,
gökten pul pul ceset dökülmediği 
ve denizlerde tuz oranının dökülen gözyaşlarıyla artmadığı...
Elif’in okula giderken mayınlarda seksek oynamadığı,
küçük Can'ın bombalarla uyandırılmadığı,
çocukların öldürülmediği bir şiir,
savaşın olmadığı! 

Gerçeklerin acıtan soğukluğunun üzerine yalanların örtülüp ısıtılmadığı,
hiçbir ressamın tuvaline karaların yakıştırılmadığı bir şiir.
Kimsenin hastane bahçesinde ölüme terk edilmediği,
hiçbir annenin çocuğunu okutmak için orospu olmadığı,
cami avlularının gaipten bebekler peydahlamadığı…  
Helena'nın eteğinin mahallede konuşulmadığı,
kimsenin inancının tartışılmadığı ve hesaplanmadığı,
hayvanların katledilmediği 
ve şiddetle değil sevgiyle terbiye edildiği.
( - ki bizden çok daha terbiyelidirler - ) 
Yürek (g)özüne çomaklar sokulmadığı hani 
notaların başı dik, 
gururla her şarkıya ses verebilecek cesareti olduğu,
doğruyu söyleyen dilin lâl olup 
giyotin sancılarına çarptırılmadığı bir şiir... 

 

Aşkın günah, aşığın öteki olmadığı…
Cinsiyetçiliğin, ırkçılığın kahrolduğu.

Yoluna dikenli teller örülen 
kan revan sözcüklerin varıp da söyleyemediği 
bir şiir yazılmalıydı... 

Yazılamadı! 

Biz sana iadeli taahhütlü dualar gönderiyorduk Tanrı'm.
Hakkımızdı söve söve geri aldığımız 
ki avuçlarımızın her bir çizgisi şahittir buna... 

Oğul olmadan baba olur mu? (!) 
Tanrı'm! 
Hep mi üvey oğullar? (!) 

İnsanlığın mürekkebi yetmedi, 
bu yüzden bu şiir yazılmadı. 
İstersen sen bizi 
bi'daha 
affet Tanrı'm! 


Dilek Akın 

230209 / İstanbul 


Hükümsüz / Sayı 2

Anafilya / Sayı 93

458
0
0
Yorum Yaz